Uzun zamandır yazamadık ama sebebi var 🙂
Ankara’da taşınma, vedalaşma, yapılacak işleri halletme derken 23 Mart’taki uçak biletimize ancak yetişti yapılacaklar. Ardından uzun bir yolculuk yaptık. Uzun diyoruz çünkü sabaha karşı 05:30’daki uçuşumuz için gece yarısı saat 01:00 gibi havaalanında olduk. Bisiklet kutularının ve kamp eşyalarımızın güvenlik tarafından kontrol edileceğini diğer turcuların maceralarını takip ederken okumuştuk. Gerçekten de öyle oldu. Kamp eşyalarımız, özellikle yakıt tanklarımız boş olduklarına dair kontrol edildiler. Güvenlikten geçtikten sonra açılan kutularımızın tekrar paketlenmesini yaptık. Bunun olacağını bildiğimiz için paket bantımız, streç filmimiz yanımızda idi. 05:30’daki uçağımızla İstanbul aktarmalı olarak Londra’ya gittik. İlgilenenler için; bisiklet kutularının Türkiye’den İngiltere’ye taşınması kutu başına 30 euro tuttu. Biletlerimizi aldıktan sonra bisiklet kutularının boyut ve ağırlık bilgilerini ilgili havayolu firmasına verip rezervasyon yaptırmıştık. Öğleden önce Londra’da idik ve oradan abimiz Barış, yengemiz Yeşim ve sevgili yeğenimiz Tutku’nun evine gitmek üzere Bath otobüsüne bindik. Uzun ve yorucu bir yolculuktu. Bu yolcuğun ve hazırlıkların yorgunluğu bir şekilde çıkacaktı tabi ki.. Bundan sonra ilk bir hafta evden hiç çıkamadık çünkü hasta olduk ve yataktan kalkamadık.