YOLDA ÜÇ HAFTA

Bisikletli turumuzda ilk üç haftayı geride bıraktık. Bu ilk üç hafta yüklü bisikletle olan acemiliğimizi attık, ters tarafta akan trafiğe alıştık, yemek ve çadır düzenimizi oturttuk. Sanırım en büyük şansımız havanın güzel olmasıydı. İki hafta boyunca serin günler olsa da bir damla yağmur yağmadı, sonraki hafta da yağdığında hep çadırdaydık.

20150411_105703_kucuk
Yola çıkacağımız ilk gün Bath’de sabah hava yağmurlu olduğu için öğlen saatlerine doğru ancak yola çıkabildik. İlk gün için hedefimizi (sonradan çok yanlış bir hedef olduğunu anlayacaktık) Galler’deki Abergavenny olarak belirlemiştik, evden geç çıkmamıza rağmen o hedefi değiştirmedik. Bath’den Bristol’e kadar olan yolu hızla aştık, ancak Bristol şehir merkezine geldimizde gerek trafikten, gerekse rota tabelalarının azlığından çok yavaş ilerleyebildik. Şehrin merkezinden ayrıldığımızda saat beşi bulmuştu.

IMG_1598 (2)_kucuk
İlk günkü hedefimiz olan kamp alanına ulaşamayacağımız belli olunca kalacak bir yer aranmaya başladık. Internetten baktığımızda herhangi bir kamp alanı göremedik. Artık şehirden de çıktığımız için yola devam ettik, bu arada yolda gördüğümüz insanlara çadırımızı nereye kurabileceğimize dair soru sormaya karar verdik. İlk soru sorduğumuz kişi bizi bir at çiftliğine yönlendirdi. At çiftliğindekiler de onların arazisine kamp kurabileceğimizi söyledi.

IMG_1462_kucuk
İlk gecemizi Galler manzaralı bir çiftlik alanında geçirip kendimize “Deli miyiz biz?” dedik.. İkinci gecemizi Galler’in içerisinde yazın kamp yapılan bir ormanlık arazide geçirdik. Ancak üçüncü günümüzde Abergavenny’e ulaşabildik. Günlük hedeflerimizi daha esnek koymaya karar verdik, bizim için bu ilk iki gün güzel bir deneyim oldu.

 

IMG_1521_kucuk
Bundan sonraki günlerde kamp alanlarında kaldık. Daha çok çiftlik olan ve bir kısmını da çadırlar için ayırmış, köy yumurtası da olan yerleri tercih ettik 🙂 Kompost çiftliğinde kaldığımız Hay-on-Wye’da tesadüfen bir pazar yerine denk geldik yerel çöreklerden yedik. Usk’dan Abergavenny’e giderken yolda karşılaştığımız kendisi de eski bir bisikletçi olan David bizi evine çay içmeye davet etti, su şişelerimizi doldurdu, kendisi ve eşiyle bir miktar muhabbet ettik ve yolumuza devam ettik. Abergavenny’den Hay-on-Wye’a giderken yolumuz zorlu idi. Daha sonra, takip ettiğimiz National Cycle Network rota 8’in derecesinin ‘zorlu’ olarak geçtiğini okuduk ve şaşırmadık. Yol boyunca alabildiğine yeşil arazilerden geçtik. Bol miktarda koyunlar ve kuzular, güzel atlar, saçları gözlerinin üzerine düşen yakışıklı inekler gördük. Hem koyuna hem de lamaya benzeyen alpaka ile tanıştık. Harlech’de tırmanış duvarında bir tam gün geçirdik. Barmouth’da gel-gitin izlerini takip ettik, yükselen dalgaların altında ıslandık. Caernarfon’dan Bangor’a tamamı trafiksiz, çok güzel bir yoldan, puslu ve mistik bir havada geldik. Sahil boyunca uzanan rüzgar türbinlerini izleyerek, zaman zaman kuma gömülen bisikletlerimizi iterek Prestatyn’e geldik.

IMG_1649_kucuk
Bisiklet turu çok keyifli. Ama bir o kadar da fiziksel ve zihinsel olarak zorlu bir gezme yöntemi aslında. Bazı noktalarda zorlukları hafife aldığımızı bazı noktalarda da gereksiz endişe etmiş olduğumuzu gördük. Kendimizi daha çok tanıdığımız, kendimizi daha çok sınadığımız günler geçirdik. Her sabah çadırı topla, hergün bisikletle yol al, akşam kalacak yer bul, çadırı kur, eşyaları bisikletin üzerinden al, yemek yap, bulaşık yıka, biraz esne, mümkünse kendine vakit ayır, belki bir kaç sayfa kitap oku şeklinde günlerimiz geçiyor. Şu an hala Galler’deyiz. Hayatımızdan memnunuz.

 

Sevgiler..

 

rota_haritasi