Çok uzun süreden beri Viktor Hugo’nun Sefiller romanının (Les Miserables) müzikal yapımını canlı seyretmek gibi bir isteğimiz vardı. Daha önce müzikal halinin filmini ve sahne kayıtlarını defalarca izlemiştik. Söz ve müziklerini çok sevdiğimiz için zaman içinde şarkı sırasını, sözlerini ezberledik, herhangi bir yolculuğa çıktığımızda favori dinlenecek şeyimiz müzikalin ses kaydıydı.
Şu andaki yolcuğumuza çıkmadan önce bir süre para biriktirdik, normalde yaptığımıza göre daha az harcama yaptık. İngiltere’ye geldiğimizde Sefiller’in oyununu seyretmek istediğimizi bildiğimiz için yılbaşı, doğum günü gibi hediyelerimizi birleştirip birbirimize birer müzikal bileti almaya karar verdik. İngiltere’deki tiyatro oyunlarının bilet fiyatları Türkiye’dekilere göre çok daha pahalı, biletleri almadan önce çok düşündük ama sonunda fırsatı bulmuşken kaçırmayalım dedik..
Geçen Çarşamba günü büyük bir heyecanla oyuna gittik. Oyuna giderken biraz endişeliydik. Daha önce değişik ünlü sanatçılar tarafından oynanan oyunun ses ve görüntü kayıtlarını defalarca seyretmiş olduğumuz için izleyeceğimiz matinenin beklentimizden düşük olabileceği ihtimali vardı. Oyun gerek sahne hareketleri ve ışık oyunları, gerek oyuncuların performansları sayesinde mükemmeldi, yeri geldi tüylerimiz diken diken oldu, yeri geldi duygulandık..

Bu yazıyı bisiklet turumuzun ilk gününün akşamında, bir at çiftliğinin bahçesine kurulmuş çadırımızdan yazıyoruz. Hala aklımızda oyun, dilimizde şarkıları..
DO YOU HEAR THE PEOPLE SING?
SINGING THE SONG OF ANGRY MEN?
THIS IS THE MUSIC OF THE PEOPLE
WHO WILL NOT BE SLAVES AGAIN!
WHEN THE BEATING OF YOUR HEART
ECHOES THE BEATING OF THE DRUMS
THERE IS A LIFE ABOUT TO START
WHEN TOMORROW COMES.