YOLDAKİ EVİMİZ

Bisiklet turunda bizi en çok keyiflendiren şeylerden biri de rüzgarın sesi ile uyumak, kuş cıvıltıları ile uyanmaktı. Göl ya da nehir kıyısında, bir ormanın, yeşilliklerin içinde vakit geçirmek, kitap okumak, dinlenmek paha biçilemez. Beş ay süren turumuzun son bir kaç günü ve Warmshowers’daki dostlarımızda kaldığımız bir kaç gün hariç hep çadırda idik. Sabah erkenden yola düşüyor akşam ise hava kararmadan kamp alanına yerleşiyorduk.

kucuk_IMG_3540
Çadırda uyumanın en güzel tarafı sabah uyandığınızda böyle bir manzara ile karşılaşmak.

Tura başladığımız ilk gün hedeflediğimiz yerlere gelemediğimiz için civardaki çiftliklere kalacak yer sorduk ve aslında kamp alanı olmayan bir at çiftliğinde kaldık. Ikinci gün yine aynı sebepten Galler’de Abergavenny yakınlarında bir ormanın derinliklerinde çadırımızı kurduk.

İngiltere'de bir çiftlik / kamp alanı.
İngiltere’de bir çiftlik / kamp alanı.

Üçüncü gün ilk kez bir kamp alanında kaldık ve duşumuzu alıp, bulaşıklarımızı ve giysilerimizi yıkayabildikten sonra diğer günlerde de kamp alanlarında kalmayı hedefledik.

Ingiltere ve Avrupa’da çadır ve karavan tatili yapmak epey yaygın. Çiftliklerin bir kısmı küçük bir bölümlerini kampçılar için ayırmışlar. Böylece kamp alanı bulmakta zorlanmadık. Hatta çoğu zaman taze yumurta ile kahvaltı yaptık bu sayede:) Başka insanlarla tanışmak için de kamp alanları harika yerler. Aynı zevkleri paylaşan, doğada kalmayı seven, bisiklet turunda olan ya da sırt çantasını almış yollara düşmüş bir çok kişiyle buralarda tanıştık.

Galler'de bir kamp alanı..
Galler’de bir kamp alanı..

Duşlar ikimiz için de önemliydi çünkü bütün gün bisiklet üzerinde olunca, hem sağlık, hem hijyen, hem de dinlenme açısından duşa çok ihtiyaç duyuyorsunuz. Duşlar jetonlu olabiliyor. Jetonlar kalma ücretine dahil olabilir ya da ortalama 50 cent gibi bir ücretleri var. Her jeton ortalama 5 dakikalık bir duş almanızı sağlıyor ve bu hıza hemen alışıyorsunuz:) Ya da duşlar ücretsiz ama basmalı olabiliyor. Her 30 saniyede bir butona basmak gerekebiliyor. Tabi ki en güzeli ücretsiz, süre sınırı olmayan ve düğmelere basmadan, gönlümüzce ılık bir duş almak, ama malesef bu pek nadir oldu. Giyisilerimizi elimizde yıkayıp asıyorduk. Bazı kamplarda çamaşır ve kurutma makinesi olan yerler vardı ve ücretler ortalama 8-10€ civarındaydı. Kampların ücretleri yaklaşık Ingiltere’de gecelik 15£, Avrupa’da ise ortalama 15€. En pahalı kamp alanları Isviçre’de ortalama 30€. Isviçre’de herşey 2-3 kat daha pahalı maalesef. Buna kamp alanları da dahil.

Bir başka sabah manzarası.
Bir başka sabah manzarası.

Eğer kamp alanında ortak bir oturma yeri varsa yaşadınız, çünkü bu kullanabileceğiniz bir internet bağlantısı olabilir ve telefonunuzu tuvalette şarj etmek zorunda kalmayacaksınız demek. Bazı kamplarda tuvallette bile elektrik prizi bulamayabilirsiniz, o durumlarda kamp sahibinden rica ederek telefonumuzu resepsiyonda şarj ettiğimiz çok oldu. Gerçi bu durumlar için iki adet akümüz vardı, telefonlardan ziyade aküleri veriyorduk veya tuvalete aküleri bırakıyorduk. Fransa’da bir yerde akümüzün çalınması hariç başka hiçbir sorun da yaşamadık. Kamplar çoğunlukla güvenli yerler. Ama yine de en değerli eşyalarımız olan bisikletlerimizi muhakkak birbirine ve sabit bir yere (ağaç, direk gibi) kilitledik.

Bu kamp alanı galiba büyülü :)
Bu kamp alanı galiba büyülü 🙂

Kamp yerinde bir günümüzü özetlemek gerekirse;

  • Çadır kurulur
  • Çantalar çadırın içine atılır
  • Eğer gerekiyorsa değerli eşyalar yanımıza alınır ve alışverişe gidilir
  • Yemek pişirme, yemek yeme, bulaşık yıkama
  • Bisiklet bakım, temizleme
  • Sırayla duşlara giriş
  • Hava güzelse dışarda, değilse çadırda kitap okuma, günlük yazma, komşu çadır sahipleri ile muhabbet
  • Ertesi gün gidilecek yol ile ilgili okuma ve genel çapta bir plan oluşturma
  • yatış

Çadırımız beş ay boyunca bizim evimiz idi. Hep farklı bir yerde uyandığımız, ince bir tenteden oluşsa da içine girince ‘ohh be eve geldik’ duygusunu hep hissettiğimiz yuvamızdı bizim için. Bazen gece uyanıp, uyku-uyanıklık arası ‘biz nerdeydik’ diye düşündüğümüz çok oldu ama içine gircek bir çadırımız ve yanımızda birbirimiz olduktan sonra evimizdeydik işte:)))